JavaScript Menu Powered by Milonic

Talha ERGİN
Din Görevlisi
Allah'a Yakın Olmak...
  Kurban olmak
Varlığın sahibine hamd ,son elçiye selevat tüm dostlara selam olsun.Rabbimiz varlıklar içinde insan, insanlar içinde Müslüman, Müslümanlar içinde bu çağın inananları olarak İbrahim in sünneti olan hac ve kurban günlerine yaklaşıyoruz.
       Selam olsun İbrahim’e!...” (Sâffât, 101-109).  Evet, “Selam olsun İbrahim’e!” Allah’tan, meleklerden ve dünyanın sonuna kadar gelecek tüm mü’minlerden.
          Kurban kesmek, tüm vahyî dinlerde her ümmete meşru kılınmış bir ibadettir ve Hacc Sûresinin 34. ayetinde bu husus belirtilmiştir  Biz her ümmet için kurban kesmeyi bir ibadet kıldık”
         Kurban; hayat nimetine şükür, Allah'ın bu günlerde oğluna bedel olarak koç kesme emrini yerine getiren İbrahim (a.s.) in mirasını diriltmek, sırata binit hazırlamak, günahların affı, hataların yok edilmesi için kesilir.Kurban; Allah' ın hatırlanması, anılması ve O'nun rızasının kazanılması için emrolunmuştur. Sayısız nimetlere bir şükür vesilesi ve Allah rızasının kazanılması için kurban bir fırsattır                                                                                                                    Kur’ân’da kurban ibadeti, hep hac ibadeti bağlamında dile gelir. Zira kurban, Hz. İbrahim’den beri haccın bir parçasıdır Allah Rasulü (SAV) hacca gitmediği halde kurban kesmeyi sünnet edinir ve bunu ümmetine de tavsiye ederdi.
          Kurban ibadetinin gayesi müminleri dünyevileşme tehlikesine karşı uyarmaktır.Kurban ibadeti sadece insanın Allah karşısındaki haddini değil, eşya karşısındaki değerini de öğrenmsidir.                  
         Kurbân, “sürekli huzurda olmak” demektir.İnfak ve sadaka, servetin kurban edilmesidir. zekat , malın  kurban edilmesidir. Şahadet, canın kurban edilmesidir.        
        Kurban: Dünyevileşmeye karşı ilahi uyarıdır.Kurban ile kastedilen “Allah’ın yaklaşması” değil, “Allah’a yaklaşma”dır Zira Allah kuluna zaten yakındır; hem de şahdamarından bile yakın. Mesele kulun Allah’a yakın olup olmaması meselesidir. Ve kurban, tüm ibadetler gibi kulu önce kendi öz benliğine, sonra Allah’a yaklaştırır.
         Kurbanın maldan sunulması anlamlıdır.Mesela saf suresinde ; Ey iman edenler ; size sizi acıklı bir azabdan kurtaracak bir ticareti haber vereyimmi dedikten sonra Allaha inanırsınız ve malınızla ve canınızla Allah yolunda cihad edersiniz .buyurmakla  Verdiği mesaj açıktır: Allah’ın insana bahşettiği dünyalıkların insan ile Rabb’i arasına girmesine mani olmaktır. Kurban, Rabb’in bahşettiği dünyevi nimetleri O’ndan uzaklaşmak için değil O’na yaklaşmak için kullanmalıdır. Yani Sahip olmak mı ? ait olmak mı?” ikileminde, birincisine işaret eder. Yani servete ait olmayıp gerçekten sahip olmanın doğru yolunu öğretir.  insan, malı mülkiyet bildiğinde veremez. Kişi veremediğine sahip olamaz, veremediğine ait olur. İnsan, malı emanet bildiğinde verebilir; Allah için verdiğinde ise gerçekten sahip olur.
         Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Adem oğlu Kurban bayramı günü kan akıtmaktan fazla Allah katında sevimli bir amel işlememiştir. Şüphesiz o (yani kesilen kur-ban), kıyamet günü boynuzları, tır-nakları ve kıllarıyla gelir. Şüphesiz kurbanın kanı da yere düşmeden önce, Allah katında kabul olunur. Artık (sevabı böyle olunca), gönülleriniz kurban (kesmek sebebi) ile (sıkıntılı değil) hoş olsun."
"Varlıklı (malî durumu kurban kesmeye müsait) olup da, kurban bayramında kurban kesmeyen kimse bizim musallamıza (namaz kıldığımız yere) yaklaşmasın."
Kurban, vacip olan bir ibadettir ve kendisine fitre vacip olan kimseye kurban vaciptir...
Cenab-ı Hakk'ın nimetlerine şükren, sevinçli ve güler yüzlü olmamız bayramın sünnetlerindendir. Ancak şuna çok dikkat edelim: Bayramdaki sevinç, asla gaflete dönüştürülmemelidir. Bayramlardaki sürûr (sevinç) nimetlerini şükre çevirmemiz ve gaflete düşmememiz için rivayetlerde zikrullah'a ve şükre büyük teşvikler vardır. Çünkü şükür, nimeti ziyadeleştirir, artmasına sebep olur, gaflet ise nimetleri elden kaçırttırır: "Teşrik günleri (kurban bayramı), yeme-içme ve Al-lah'ı zikretme günleridir." buyuran Peygamberimiz, bizi uyarıyor
       “Allah’a ne onların etleri, ne de kanları ulaşır; fakat sizden Allah’a ulaşan yalnızca takvanızdır.”
Âmennâ ve saddaknâ.
Şu halde, açık ve net olarak şunu söyleyebiliriz: Kestiğimiz hayvanlara “kurban” adını vermemiz mecazidir. Zira onlardan Allah’a takarrub edip yaklaşan bir şey yoktur. Hayvanların ‘takva’sından da söz edilemeyeceğine göre, aslında kurban eyleminde isbat-ı vücud eden insandır.
Canını veren kurbanlık hayvan olduğu halde, bizden Allah’a takvanın ulaşması ne demektir?
Bilincin huzur-ı ilahiye miraç etmesi, yani Allah’ın huzuruna çıkması demektir. Kurbanın etleri ve kanları ulaşmadığı hâlde, Allah’a kuldan yükselen takva işte o bilincin ta kendisidir.. Zira insan, takvasıyla Allah’a kurbiyyet kesbetme yeteneğine sahiptir. Bunun için ölmek zorunda değildir insan. Fakat Rabbiyle arasına gerilen dünyalıkları kesip atmak zorundadır. Bunu yaptığında, insan, gerçek bir kurban olacaktır.. Hz. İbrahim’in takvasının Allah’a ulaşması için, İsmail’in etine ve kanına ihtiyaç yoktur.
Ama kesilen kurbanla ölümsüzleşen bir şey var: Hz. İbrahim ve Hz. İsmail’in takvası
Gül kokusunu nasılki Allah resulünün terinden alıyorsa Ramazan nasılki değerini kuran dan alıyorsa,  Kurbanın değerinide kurban edildiği kapının değeri belirler. Allah’ın kapısına kurban olanlar o kapıya değer yüklemek için değil, kendileri o kapının değerinden pay almak için kurban olurlar.
      insanların çoğu aşağılık şeylere kurban olurlar. Paraya, kadına, erkeğe, makama, rütbeye, dünyalığa, saltanata, şöhrete, kurban olana yazık olmuştur.
       Birde kurbanlık hayvanlarda belli şartlar aranır.mesela yaşı, semiz olması ve uzuvlarının noksan olmaması. uzvu noksan olan hayvanlar kurban edilmezler. Kusursuz kapıya kusursuz kurban yaraşır. Dlaysıyla kusursuz kapıya kusursuz iman yaraşır. İmanında noksanı olanlar, Allah’a kurban olamazlar.   Birazcık düşünülse anlaşılacak ki, imanında noksanı olanlar Allah’a kurban olamazlar. Îmanlarına ellerini şahit kılamazlar, ayaklarını şahit kılamazlar. İmanına organlarını şahit kılamayanlar, canlarını hiç şahit kılamazlar.
       Aynı zamanda kurban,sadakat,cömertlik,fedakarlık,takva,rahmet,  bereket ve ticarettir.
       Bu vesileyle şunuda hatırlatmakta fayda görüyorum, kurbanlar birer emanettir. Dlaysıyla derileride emanettir ve sahib çıkılmalıdır. Ramazanda orucu Müslüman tutar şekeri başkaları yer, kurban bayramında kurbanı Müslüman keser derisini başkaları götürürse vay halimize.müslüman dinede deriyede sahib çıkmalıdır
Şimdiden bayramınız mubarek olsun, ömrünüz mubarek olsun. Allaha emanet olun selam ve dua ile.
 Talha ERGİN
 
Diğer Yazıları              :
1- Hac Farizası (5341)
2- ERDEMLİ YANİ KALİTELİ İNSAN (5459)

H E D E F
ALİMUNYUM & PVC

Kerim GÜZEL

Her türlü alimunyum ve PVC işleriniz için bizi arayın

350 22 78
0 532 726 22 94
Ulubat Sokak 20/B Siteler/ANK

Yorumlar (Yorumlarını ekle)

Henüz Yorum Yapılmamış


   AFŞAR KASABASI KÜLTÜRÜNÜ YAŞATMA VE SOSYAL DAYANIŞMA DERNEĞİ                                                                                                                    
Tasarım ARETA Yazılım AKILX

   Copyright 2010 © Tüm hakları saklıdır.
0.01200 sn.